Sons of Anarchy

 

‘There is a house in Charming Town

They call the Rising Sun’

Diyerek yazıya başlamak istiyorum.

İzleyenler hemen anladı izlemeyenler için WHITE BUFFALO eşliğinde yazıyı okumalarını tavsiye ederim.

Öyle bir motorsiklet çetesi düşünün ki üyeleri birbirlerine sarılarak seni seviyorum desin ,

Öyle bir dizi düşünün ki içinde rock’n roll,dostluk,aile,sadakat,çete,suç aksiyon,macera,dram gibi kavramların hepsini işlesin

Öyle bir soundtrack düşünün ki hangi şarkının daha güzel olduğuna karar verilemeyecek cinsten

Öyle karakterler düşünün ki daha önce hiç izlemediğiniz türden

Bu liste böyle uzar gider.

Dizi açık ara en sevdiğim dizidir bunu çok açık söyleyebilirim. Biri sorduğunda hiç düşünmeden cevap verdiğim nadir sorulardan biridir.

Diziye başadığımda çok sıkıldıgımı hatırlıyorum ilk sezonun biraz zor olduğunu söylemek gerekiyor. Ama ilerledikçe o ailenin bir bireyi gibi oluyorsunuz ve götü başı satıp hemen bir Harley almak istiyorsunuz. Dizi bu etkide çok açık .

Game of thrones un yıllar içinde asıl karakterlerinı öldürerek şan şöhret olma halinin atası olarak nitelendirebiliriz bu diziyi. Zira GOT da uygulanan bu politika yıllar önce sevgili Kurt Sutter tarafından çokça eleştirimesine rağmen uygulanmıştır.

Bu diziyi izlerken Gemma diye bir karakter var ki yazarken destur çekme ihtiyacı duyuyorum .

Hayatımda izlediğim açık ara en iyi dişi alfa karakterini bu dizide izledim. Hali tavrı duruşu asilliği anneliği karılığı zekilikleri aptallıkları… Yani o kadar çok şey yazabilirim ki hakkında o derece hayranım .Yazarımız Kurt Sutter in gerçek hayattaki eşi olduğu için mi bu kadar mükemmel bir rol onun oldu diye vakti zamanında sorgulamışlığım var ama müthiş oyunculuğu bu sorunun cevabını veriyor.

Dizi bittikten sonra benzer bir cekete sahip oduğumu dolapta hiç kullanılmamış olarak sakladığımı itiraf edıyorum.Manyaklık degil mi olumm ;/

Yazıyı bitirirken sevgili jax i anmadan olmaz onun bu güzel sözleriyle bu güzel diziyi böylece anmış olalım,

”yolda 150 kilometre ile giderken her şey farklı bir hâl alır. egzozlar tüm gürültüyü boğar. motor kalp hızında titreşir. görüş alanın tek anlıktır. ve bir bakarsın yolun üstünde değil, içindesindir. onun bir parçası olmuşsundur. trafik, manzara, polisler… hepsi esen rüzgâra karşı duran karton mankenlere dönüşürler. bazen bu duyguyu unuttuğum oluyor. bu yüzden uzun yola çıkmayı seviyorum. tüm sorunların, hayatın tüm gürültüsü yok oluyor. yolunun üstündekiler dışında hiçbir şey seni ilgilendirmiyor. belki de benim için bugünün dersi budur: bu küçük anlara sımsıkı sarılmak, onlara gereken değeri vermek. ne de olsa onlardan fazla kalmadı.. senin bu hâle düşmeni hiç istemem. seni mutlu edecek şeyleri bulmak bu kadar zor olmamalı.”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir